Kendinizi tanıtır mısınız?
İsmim Nevin Avhan. 39 yaşındayım ve bir kız çocuğu annesiyim. Türkiye Diyabet Vakfı Küçükyalı Dahiliye Merkezinde Diyabet Diyetisyeni olarak çalışıyorum. Aynı zamanda Acıbadem Üniversitesi’nde Doktora öğrencisiyim. Bir de meslek derneğimiz Diyabet Diyetisyenliği Derneği’nin Yönetim Kurulu üyesiyim.

5 kelime ile siz?
İyimser, uyumlu, sakin, öğrenme meraklısı ve vatansever.

Ne zamandır diyabetiniz var, ve diyabetiniz ne tip?
21 yıldır tip 1 diyabetliyim.

Nasıl ortaya çıktı, ne gibi şikayetleriniz oldu?
Lise son sınıfta, bilinen çok su içme, çok idrara çıkma ve nedensiz kilo kaybı şikayetleri ile kendim devlet hastanesine başvurdum ve kan şekeri ölçtürdüm.

İlk duyduğunuzda sizin ve ailenizin tepkisi ne oldu?
Sonuç 297 çıkmıştı. Laboratuvar görevlisi diyabetli olduğumu söyledi ve beni dahiliye hekimine yönlendirdi. Ananem diyabetli olduğu için ve lisede aldığımız sağlık bilgisi derslerinden bunun geçmeyen bir şey olduğunu biliyordum. Hatta şikayetlerimi fark edince kendi kendime diyabet tanısı koymuştum. Hekim, bizi eğitim araştırma hastanesine yönlendirdi ve orda yatışım yapıldı. Hastanede kaldığım 1 hafta boyunca hem üniversite sınavlarına çalıştım hem de diyabeti öğrenmeye çalıştım. Kısaca benim tepkim pek te asi, isyankar olmadı, çabuk kabullendim. Ailem ise daha çok şok yaşadı.

Ailede bütün dikkatlerin sizin üzerinizde olması nasıl bir duyguydu, kendinizi baskı altında hissetiniz mi?
Özellikle annem diyetisyen olmamı istedi. Ben de bu bölümü okumaya istekliydim çünkü diyabet eğitim gerektiren ve temeli beslenme tedavisine dayalı bir durum. Bunun için diyetisyen olmayı, öncelikle kendi bakımımı düzeltmeyi hedefledim. Sonrasında da üniversitede, hayatıma özgürce kısıtsız nasıl devam ettireceğimi öğrenme yoluna girdim. Üniversitede hocam sayın Hülya Gökmen Özel, beni Türkiye Diyabet Vakfı’nın her yaz İznik’te düzenlediği diyabet kampına öğrenci ve diyabetli olarak götürdü. Kampta diyabetli hayatım değişti ve orda tanıştığım diyabet ekibinden öğrendiklerim ile diyabetim ile özgür olmayı öğrendim. Sayın Emel Özer, Mehmet Sargın ve Şükrü Hatun hocalarımı saygıyla ve teşekkür ile anmak isterim. Bu arada da öğrendiklerim ile özellikle de diyabeti iyi yönetmeye başlayınca ailemin gözleri üzerimden kalktı. Hayatıma hiç karışmadılar, ne zaman yardım istesem yanımda oldular. Hiç baskı altında olmadım.

Diyabetli olmak sosyal açıdan bir zorluk oldu mu? Sakladığınız zamanlar oldu mu, evetse neden, hayırsa neden?
Pek bir zorluk olmadı. Hastaneden okuluma döndüğümde, arkadaşlarım yeni oyuncaklarım insülinler ve kan şekeri ölçüm cihazına pek bir merak gösterdiklerini hatırlıyorum. Hiçbir zaman hiçbir yerde diyabetimi saklama gereği duymadım. Aynı zamanda da diyabeti elime bayrak ta yapmadım. Gerekli zaman ve yerde diyabetimi her zaman paylaştım.

Diyetisyen olmayı ne zaman düşündünüz, bunda diyabetiniz olmasının etkisini 0 (hiç olmadı), 10 (tek nedendi) skalasında kaç olarak değerlendirirsiniz?
-Bunun cevabı yukarıda olmuş oldu..

Hem diyabetli hem de diyetisyen olarak, size göre diyabetli kişilerin beslenmesinde, ve yaşam kalitesini etkileyecek bir kısıtlama olduğunu düşünüyor musunuz?
Düşünmüyorum, çünkü literatür bilgileri mesleğe adım attığımdan beri takip ediyorum. 2004 mezunuyum. Geçmiş yıllarda diyabette beslenme tedavisinde daha çok kısıtlı yiyeceklerin olduğu, yasak yiyeceklerden söz edilen bir yaklaşım hakimdi. Ben de hastaneye yatışım yapıldığında benzer yasakların olduğu standart bir diyet listesi almış ve uygulama zorluğu çekmiştim. Bunun bu kadar zor olmadığını, insulin varsa beslenme çözümlerinin de olabileceğini düşünüp hep araştırdım. Fakat kampta 2003 yılında hocamız Emel Özer’den karbonhidrat sayımı yöntemini öğrenince yine hayatımda beslenme konusunda oldukça esnek ve kolay uygulanabilir bir dönem başladı. O yıllarda artık terminoloji de değişmişti, ‘’diyet’’in yerini ‘’beslenme tedavisi’’ aldı. Diyabette beslenme tedavisi, evrensel literatür anlamında yasak içermiyor. Diyabetli bireylere sağlıklı beslenme seçimlerini nasıl yapacaklarını sağlıyor ve tükettikleri karbonhidrat miktarına göre insulin miktarını hesaplama becerisini kazandırıyor. ‘’Sağlıklı beslenme’’ çerçevesini bozmadan esnek bir beslenme seçimi yapabiliyor ve aynı zamanda kan şekerimizin kontrolünü de sağlıyoruz. Daha ne istenir? Fakat bu kolaylık için diyabetli bireyin diyetisyen ile yoğun bir eğitimden geçmesi gerekiyor. Düşünün ki, ben bunu fark edip meslek edinmeye karar vermişsem, beslenme eğitiminin diyabet eğitiminin en büyük temel taşı olduğunu söyleyebilirim. Her öğün sebze, yoğurt, protein tüketirken; ihtiyacım kadar karbonhidratı bulgur, makarna, tam tahıllı ekmek, baklagil gibi kan şekerini hızlı yükseltmeyen karbonhidratlardan tercih ediyorum. Ama menüde sevdiğim bir tatlı varsa, örneğin pasta 😊, tüketeceğim pastanın karbonhidrat miktarını ana öğünümden azaltarak dengeliyorum. Bazen de öğün arası böyle bir ikram olursa, üzerine yürüyüş yaparak kan şekerimin yükselmesini engelliyorum. Yapmak istediğim her şeyi, bilgisini edinerek yapıyorum. Örneğin, bir zamanlar çok sık trekkinge giderdim. Günde 10 saat yürüyüş esnasında insulin miktarını nasıl ayarlamam gerektiğini deneyimleyerek öğrendim ve kan şekerim düşmeden, yükselmeden ve trekking grubunun planını aksatmadan diyabetimi yönettim. Her karşılaştığım durumda diyabetimi nasıl yöneteceğimin bilgisini araştırarak ve deneyim yapmaktan hiç kaçınmadan yaşam kalitemin bozulmasına izin vermedim.

Diyabet konusunda bilinçli tip 1 diyabetli bir kişi olarak, diyabetli olmanın başlıca zorlukları neler?
Diyabetimi iyi yönettiğimi düşünüyorum ama zorluğunu çekmiyorum diyemem. Sürekli ilgi gerektirmesi beni bazen yoruyor. Hiç büyümeyen bir çocuk gibi. Bazen ilgiyi azaltıyorum, bana iyi geliyor 😊

Çevrenizdeki diğer tip 1 diyabetli arkadaşlarınızla sohbetlerinizde öne çıkan diyabetle ilgili sorunlar nelerdir? Eğer sizin ve arkadaşlarınızın elinde olsa öncelikli çözmek istediğiniz ilk 3 sorunu sıralar mısınız, ve de varsa bunları çözmek için önerilerinizi.
Bütün sorular beslenmeye çıkıyor diyebilirim 😊 Fakat yine erkek ve kadınlarda iki farklı yaklaşım izliyorum. Erkekler bazı korkularından sebep kan şekerinin yükselmesini istemeyerek daha çok insulin yapma eğiliminde oluyor ve sürekli hipoglisemide yaşıyor. Kadınlar ise kilo almamak için insulin dozunu az yaparak kan şekerinin yüksek olmasını önemsemiyorlar. Bunlara sosyal farklılıklar diyebiliriz, tabii iki yaklaşım da oldukça yanlış. Bazen de diyabetliler her şeyi bildiklerini ifade ederek, kendilerini kapatıyorlar ki bilmedikleri derya deniz konu var. Bilim, dünya evrende yol aldıkça ilerlerken, bir zamanlar edindiğimiz ve yeterli olacağını düşündüğümüz eski bilgiler güncellenmeye ihtiyaç duymuyor mu sanıyorsunuz? Her diyabetlinin hayatı boyunca danışabileceği bir diyabet diyetisyeninin olması, diyabet ekibi ile çalışarak diyabetini yönetmeyi öğrenmesi, ekibine kolay ulaşabilmesi (her ilde, ilçede, köyde) ve tabiki bunların ücretsiz sağlanması en büyük dileğim. Bilgiye ulaşan her diyabetli, diyabetini çok iyi yönetir ve diyabeti ile barışık yaşar. Çünkü bunu sağlayamayan ve kan şekeri kontrolü kötü giden diyabetlilerin her şeyden vazgeçtiklerini, diyabeti bırakın hayatlarını da iyi yönetemediklerini, yaşamlarında doğru karar veremediklerini gözlemliyorum. Bu beni çok fazla üzüyor. Çünkü kontrolünü sağlayamadıkları kan şekeri seyrinin olması büyük stres yaratıyor ve yaşam kalitesini oldukça olumsuz etkiliyor. Bu yüzden her zaman kendimizden güç bularak bir yerden başlamak gerekir!

Diyabetli olmak hayatınıza pozitif etkiledi mi, evetse biraz açar mısınız?
Muhtemelen insanları daha olduğu gibi kabul etmeyi ve hayatın sürprizlerine karşı dayanıklı olmayı öğrettiğini söyleyebilirim. Bir de yine kampta veya diyabetli çevremde gördüğüm aramızda müthiş bir dayanışma var. Bu dayanışma, başka koşullarda da kendini gösteriyor. Ayrıca genç yaşta sağladığı sorumluluk alma bilinci de kızımı büyütürken işime yaramıyor değil. Sonra, diyabetli olmadığım zamana göre çok daha sağlıklı besleniyorum. Yine karar verme mekanizmasını geliştiriyor. Örneğin şimdi insulin yaptım ve yemeği yedim ama dışarı çıkmam gerekti ve çok hareketli olacağımı biliyorum ve kan şekerimin de düşeceğini biliyorum, ne yapmam gerek? Ek karbonhidrat almalıyım, ne kadar almalıyım? Veya, hızlı etkili insülini yanıma almadan dışarı çıktım ve bir öğünüm dışarda geçecek? Buna nasıl çözüm bulurum? Hayat her gün 24 saatini istediğimiz gibi akıtmıyor ve biz diyabetliler hayatın düzene girmesini bekleyerek kan şekerimizi düzenleyemeyiz. Mevcut yaşadığımız hayat koşullarında kendimize bir düzen oluşturmayı ve her değişken durumun karşısında problem çözmeyi öğrenmeliyiz.

Bir diyabetli olarak, şu andaki yaşam kalitenizi 0 (kötü), 10 (mükemmel) arasında kaçla değerlendirirsiniz?
10-daha ne olsun😊 ama bel fıtığım var, o beni çok üzüyor..

Diyabeti olmayanların, diyabet hakkında neyi/neleri bilmesi gerekir diye düşünüyorsunuz?
Buna tek bir cümle ile cevap vermek istiyorum: Her diyabetli kendi diyetisyeni, doktoru, hemşiresi olmalıdır. Bunun için gerekli tüm bilgileri de bir diyabet ekibi edinerek edinebilir.

Son olarak diyabetli kişilere iletmek istediğiniz mesajınız var mı?
Tüm bu sorulara, diyabet bakım bilincini geliştirmenin önemini vurgulamak adına cevaplar vermeye çalıştım ama diyabet dışında da kendinize zaman ayırın ve sevdiğiniz hobileriniz, uğraşlarınız, tutkularınız olsun.